16 Ağustos 2013 Cuma

hep sen varsın düşüncelerimde
Geceleri rüyamda,gündüzleri hayallerimde sadece sen varsın
Sağımda,solumda,aynamdaki yansımamda,nereye baksam hep sen varsın..
Artık ben ben değilim anladım ki ben sen olmuşum
Yanımda olmasan da, sana dokunamasam da,hep içimdesin
Nereye gidersem gideyim seni içimde taşıyorum;
Hissettiğim duyguların esiri aklım, sadece delicesine yaşamak var seni seninle;
Elimdeki resmin her karesini ezberledim artık..
Kaç kıvrım, kaç çizgi varsa yüzünde hepsi beynimin tam ortasında;
Her geçen saniyede sana kavuşacağım güne biraz daha yaklaşıyorum;
Kokunu içime çekeceğim, sıcaklığını hissedeceğim, sana dokunacağım o an!
Zaman geçtikce sabırsızlanıyorum;
İçimdeki sevgi öyle bir çoşkuyla sana akıyor ki ben bile kontrol edemiyorum kalp çarpıntılarımı;
Allahın bana verdiği mucizeyi şimdi yanımda istiyorum
Hayatımdaki en güzel varlığı;seni; istiyorum
Seviyorum seni delicesine, uğrunda ölürcesine ; 
Her zamankinden daha çok seviyorum seni;
Artık bu sevgi o kadar büyük ki içime sığmıyor;
Özlüyorum seni, mesafelere isyan edercesine akıyor gözyaşlarım;
Hiç kimsenin özlemediği kadar özlüyorum seni!
Sana kavuşacağım anı bekliyorum;
Zamanın çabuk geçmesi için uyumak istiyorum,fakat içimdeki heyecan buna engel oluyor;
Sana kavuşacağım anın heyecanı öyle bir çoşkuyla sarıyo ki;
Bedenimin kontrolünü kaybediyorum;
Yağmur, denize düştüğünde deniz, yeşile düştüğünde yeşil, toprağa düştüğünde toprak kokar;
Yağmur, saçına düştüğünde sevgi, eline düştüğünde özlem,kalbine düştüğünde aşk kokar;
Ben yağmuru göğsüme düşürdüm, şimdide beni hayata bağlayan yağmur damlama;SANA; Kavuşacağım anı bekliyorum.

Bir avuç su gibi parmaklarımın
 arasından kayıp giden
 hayatıma inat bir kaç kelime yazmak 
hevesi var içimde bir yerlerde... 
tutunamadığım hayata iz bırakmak
 benimki kara kuru kelimelerle...
milyon kere büyütüyorum tüm 
hüzünlerimi sarıyorum kollarımla ,
 yaşıyorum işte bir bedel gibi , 
bir diyet ödüyorum geçerken ömrümün, 
yeşile çalan bahara gebe yollarından...
isyanların anlamsızlığı , 
keşkelerin gereksizliği, 
duaların çaresizliği içindeyim, 
susmuşum işte gecenin ortasında , 
zincirlediğim çığlıkların karanlığındayım, 
yanıp sönen ışıklar arasında, bir deli azaptayım..





14 Ağustos 2013 Çarşamba

KALSAYDIN EĞER

KALSAYDIN EĞER

En güzel aşk şiirlerimi
Sana Yazardım
Kalsaydın eğer

Gözlerim gözlerine
Bakarken hayat bulurdu
Kalsaydın eğer

Seni sensiz
Yaşamazdım
Kalsaydın eğer

Aşk uğruna
Dökülen göz yaşlarım olmazdı
Kalsaydın eğer

Gökyüzünde uçan
Aşk melekleri biz olurduk
Kalsaydın eğer

Gecenin matemini
Gündüzün sessizliğini yaşamazdım
Kalsaydın eğer

2 Ağustos 2013 Cuma

Bugün de akşam oldu

Bugün de akşam oldu
Yorgun kanatlarında kuşların
Bu gözlerini görmediğim kaçıncı gün
Bilmem yüreğimde solan
Kaçıncı mevsim...

Kimsenin haberi yok içimdeki talandan
Sustukça beynimde büyüyor hasretin
Sustukça içimde gemiler yanıyor
Ve dönüş ihtimallerinin boynu bükük
Karanlığa suretimi kazıyor gözlerin
Gece her çöküşünde omuzlarıma
İçimde bir şeyler soluyor
Çiçeklerin boynu bükük
Yıldızların hepsi yaralı
Ve hala aynı saatte ötüyor bahçedeki kuş
Ama
Yoksun yanımda...
Bu yalnızlık bana fena koyuyor...

Bilmem şimdi ne yapıyorsun
Hangi yalanın peşinde düşlerin
Hala her ayrılık şarkısında ağlıyor musun?
Yoksa sen de yüreğindeki ateşle
Yanıyor musun?

Bugün de akşam oldu
Yorgun uykularında İstanbul’un
Satıcılar çoktan topladılar tezgahlarını
Evin yolunu tuttu tüm sevdalar
Sen hala çarşaf gibi serilisin denizin üstüne
Hala bütün sokakları sen aydınlatıyorsun
Bu şehirde ne varsa senden kalan
Hepsi ağlıyor ardından
Yürüdüğüm yol
Isındığım güneş
Herşey seni anlatıyor...
Bütün meyhaneler seninle dolu
Dokunduğum her kadehte dudaklarımı yakıyorsun
Bütün kadınlar senin gözlerinle bakıyor
Bütün dilenciler seni dileniyor
Oysa cebimde bozukluk da olsa
Bir kuruşluk mutluluğun yok
Bendeki sen bana yetmiyor
Ve bu yoksulluk bana ağır geliyor...

Kiliselerinde sana yalvarıyor insanlar
Yolların hepsi sana çıkıyor
Kiminle konuşsam aklımda sen
Kiminle karşılaşsam seni soruyor
"İyi" diyorum
"Selamı var..."
Evin içi sana getirdiğim selamlarla dolu
Yüreğimse hasretinle...
Bu hasretler bana ağır geliyor...

Bugün de akşam oldu
Sevda bilmez oyunlarında çocukların
Bu sesini duymadığım kaçıncı gün
Bilmem kaçıncı ayrılık
Tam söküp atmışken yüreğimden seni
Bir şarapnel gibi gelip gelip saplanışın niye
Defol git istemiyorum artık seni!
Kokmuş bir yürekse derdin
Söküp atacağım önüne bir gün
Yaralı sevdana saracaksın sonra cesedimi
Alıp yangınına götüreceksin
Bu ayrılık bana ağır geliyor...

Elini tuttuğum kimse sen değil
Koynuna girdiğim sevdalar yalan
Yalan söylüyorum bu şehrin tüm kadınlarına
Hepsinin dudaklarında seni öpüyorum
Hepsinin saçlarında seni kokluyorum
Hepsine seni sevdiğimi söylüyorum
Ve bil ki benim gül yüzlüm
Bu yangınlar beni fena yakıyor
Kimse anlamıyor halimden
Sustukça beynimde büyüyor hasretin
Bunu bir tek sen anlarsın...
Bu sensizlik bana kahır geliyor

Bugün de akşam oldu
Yorgun ağlarında balıkçıların
Her geçen gemi seni götürüyor
Uçan her kırlangıç sana göçüyor
Sen beni yoruyorsun
Ben şarkıları
Başımdan gitmiyor hasretin
Bu şarkılar beni fena tüketiyor
Bilmiyorsun...
Oysa ölüm olsa sen değil miydin "gelirim" diyen
Daha dün omzumda ağladığın yaşlar kurumadı
"Seni ölene kadar seveceğim" diyen kimdi?
Bu yalanlar bana ağır geliyor
Görmüyorsun...

Oysa çaresizliklerin içinde değilim
Elimde altın anahtarı bütün hayallerin
Ve ben bile bile çekip gideceğini
Açıp girmiyorum o rezil kapılardan
Zehir zemberek geceler batsa da tenime
Seni sormuyorum anılardan
Çünkü sen de biliyorsun gül yüzlüm biliyorsun
Bu iki yüzlülük bana ölüm geliyor

Bugün de akşam oldu
Yanan bakışlarında ayrılığın
Bu kaçıncı düşen yaprak
Bahar bilmez dalımdan
Bu yitişler bana sağır geliyor
Beni en çok sen saklarsın
Bir de yanan uykular biliyor
Söyle daha ne istiyorsun benden
Dört yanlışın bir doğruyu götürdüğü sınavlarda
Bir yanlışa kestik bu aşkın hükmünü
Artık ne yana gitsem çare ölüm
Kimi sevsem sen değilsin
Taşları kum eden rüzgar gibi
Al savur yüreğimi sevdanın çöllerine
Bu talanlar beni benden ediyor
Yüreğimin her yanı mayın
Kim yaklaşsa can veriyor
Ve her mezar bir ölümü aklarken
Benim yüreğimdeki cesetlerden
İğrenç kokular geliyor...

Gel artık üzerime ey sevgili!
Gel artık topunla tüfeğinle
Terinle,
emeğinle,
etinle!
Gel de görelim hesabını bu aşkın
Ve bu meydanda kalsın yenileni
Bu üç kuruşluk sevdanın...
Bu savaşlar bana oyun geliyor!

15 Temmuz 2013 Pazartesi

YALANCI FALCI






Kim ısıtır, kim sever beni daha?
sıçak eller uzatın,
Köz gibi yanan yürekler verin bana! Uzanmış, titrer,
Ayakları ısıtılan bir yarı ölü tıpkı ve ah sarsılır bilinmez ateşlerle,
Ürperir keskin,buzdan oklarla, Peşini bırakmazsın ey düşünce!
Dile gelmeyen saklı korkunç! Ey bulutlar ardındaki  avcı!
Senin yıldırımınla çarpılmış, Ey karanlıktan beni seyreden alaycı göz:- yatarım böyle, eyile büküle kıvranırım
Sonu gelmez acılarla, Sen vurdun beni Ey amansız avcı, Ey bilinmeyen Tanrı
Vur daha derin! Vur bir daha! Deş bu yüreği , parçala! Bu işkencede nesi
Körlenmiş oklarla böyle? Ne diye bakarsın yine İnsan acısına doymadan,
Kötülük düşkünü, Tanrısal- şimşek- gözlerle? Öldürmek istemezsin,
İşkence hep işkence demek? Peki neden bana işkence
Ey kötülük düşkünü bilinmeyen Tanrı?- Ha! Sokuluyorsun musun ne?
Bu gece yarısı- Nedir istediğin? konuşsana! Sıkıştırıyor bastırıyorsun beni-
Ha ammada yaklaştın Çekil Çekil! Soluğumu dinliyorsun, Yüreğimi dinliyorsun, kıskanç Nedir kıskandığın? Çekil Çekil! Girmekmi istersin yüreğe En gizli düşüncelerime dek: Tırmanmak mı? Utanmaz bilinmeyen hırsız! Nedir çalmak istediğin? Nedir dinlemekten beklediğin
Nedir işkenceden beklediğin? Ey işkence eden! Ey cellat tanrı!
Yoksa köpek gibi, yuvarlanayımmı önünde? Tutkun, kendinden geçmiş
Kuyrukmu sallayayım sana? Boşuna! saplan daha En amansız diken ey En gururlu tutsağın, Ey bulutlar ardındaki haydut, Konuş artık!
Ne istersin ey yol kesen benden? Ey şimşeğe bürünen Ey bilinmeyen Tanrı
Ne? kurtulmalıkmı? Çok iste,- böyle der gururum!
Hem kısa kes,- böyle der öbür gururum! Ha Ha!- Beni mi -beni mi istiyorsun?
Ha ha! Bana işkence mi ediyorsun, seni budala seni, Gururumu kırıyorsun ha
Bana SEVGİ verin, - kim ısıtır beni daha? Kim sever beni daha?-
Sıcak eller uzatın, Bana en yanlıza - Buz, ah yedi kat buz
Düşman özlemeyi öğretti bana, Düşman ya!-
Ver, sun bana, Ey amansızdüşman ey KENDİNİ
Gitti!- Kendi kaçtı, Son ve biricik yoldaşım, Büyük düşmanım,
Benim bilinmeyen- Benim cellat Tanrım! Hayır!- Gel geri Bütün İşkencelerinle

Dön, ah,Son yalnıza! SANA Akar göz yaşlarım Irmaklarca hep! Yüreğimin son yalımı SANA PARLAR! Ah, Gel Geri,- Benim BilinmeyenTanrım! AĞRIM Benim!- Son MUTLULUĞUM Ey.**** 

12 Temmuz 2013 Cuma

Aşka ve Sevgiye Dair

Aşka ve Sevgiye Dair
 

Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir
Aşka ve sevgiye dair…
  



FALCI


                                                      FALCI


Ben falcıysam iki deniz arasındaki dağ sırtlarında gezinen falcılık ruhuyla Doluysam, geçmişle gelecek arasında bir ağır bulut gibi gezinen, sıkıntılı Ovalara ve yorgun olan , ne ölebilen ne yaşayabilen şeylerin tümüne düşman:
Karanlık bağrında şimşeğe hazır, ve kurtarıcı parıltıya evet diyen şimşeklerle Yüklü! evet gülen! falcı şimşek çakışlarına hazır: ama kutlu kişidir böyle yüklü Olan! gerçek, uzun süre bir ağır bulut gibi asılı kalsa gerek dağlara o ki bir gün Geleceğin ışığını tutuşturacaktır! Ah sonrasızlık için nasıl yanıp tutuşmam , Evliliğin o halkalar halkası için o yeniden geliş halkası? Çoçuk’larımın anası Olacak kadını daha bulamadım meğerki bu sevdiğim kadın ola çünkü seni Seviyorum ey sonrasızlık! *

Öfkem mezarları alt üst etmişse, sınır taşlarını yerinden oynatmışsa, kırık Dökük eski sarp levhaları derinliklere yuvarlamışsa bir kez:
Alaycılığım çürümüş sözleri darmadağın etmişse bir kez:
Örümcekler üstüne gelmişsem bir süpürge gibi gelmişsem ve küflü ölüm Odalarına arıtan bir yel gibi:
Eski tanrıların gömüldüğü yerlere oturup sevinmişsem bir kez dünyayı Kutsuyarak, dünyayı severek, o eski, dünyaya kara çalanların anıt’ları dibinde:
Çünkü ben kiliselerle tanrı mezarlarını bile severim, yeter ki yıkık damları arasından gök baksın; otlar kırmızı gelincikler gibi oturmaya bayılırım yıkık kiliseler üstünde!*

Yaratıcı soluktan ve rastlantıları bile yıldız horanına zorlayan o göksel gereksinmeden bana bir soluk gelmişse bir kez yaratıcı şimşeğin kahkahasıyla gülmüşsem bir kez o şimşek ki ardından eylemin uzun gümbürtüsü gelir, homurdanarak ama uysal: yer yüzünün tanrısal masasında tanrılarla zar  atmışsam bir kez öyle’ ki yer sallanmış ve yarılmış ve ateş selleri püskürmüştür
Çünkü tanrısal bir masadır yer yüzü, yeni, yaratıcı sözlerle ve tanrıların zar atışlarıyla titrer.*




İçinde her şeyin iyice karıldığı o köpüklü, baharatlı tastan kana kana içmişsem bir kez: elim en uzağı yakına akıtmışsa bir kez- ateşi ruha sevinci acıya ve en kabayı en inceye:
Ben kendim, karma tasındaki her şeyin iyice karılmasını sağlıyan o kurtarıcı tuzun bir parçasıysam:- Çünkü iyi ile kötüyü birleştiren tuz vardır; ve en kötü bile , son köpüklenme için baharat olarak kullanılmaya elverişlidir:*

Denize düşkünsem ve denize olan her şeye, en çok da bana öfkeyle karşı koyduğunda düşkünsem ona : Yelkenleri,bulunmamışa yönelten araştırma tutkusu varsa içimde, tutkumda gemici tutkusu varsa: Sevincim haykırmışsa
-kıyı gözden ıradı- artık son zincirde koptu benden-
sonsuz, çevremde kükrer, taa uzaklarda parıldar uzayla zaman, sevin koca gönül!-*

Erdemim hora tepen kişinin erdemiyse, iki ayağımla birden sıçramışsam altın -zümrüt sevince sık sık:*

Kötülüğüm gülen bir kötülükse, gül setleriyle zambak çitleri dibinde yerleşmişse: Çünkü bütün kötülükler bir araya gelirlergülmede, ama onunla kutsanır, onun mutluluğuyla temize çıkarlar:- benim için Bas ve Son, ağır olan herşeyin yeğni olmasıysa; her gövdenin oyuncu; her ruhun, kuş; gerçek işte budur Baş ve Son benim için.*

Üstüme durgun gökler germişsem, kendi kanatlarımla kendi göklerime havalanmışsam bir kez: Derin ışık uzaklarında güle oynuya yüzmüşsem, özgürlüğümün kuş bilgeliği gelmişse bana:- şöyle buyurur kuş bilgeliği:- Bak ne alt var, nede üst! Sal kendini, dışarı, geri, ey yeğni kişi! Şakı konuşma artık! Bütün sözler ağırlar için yaratılmışlar değilmi? Yeğniler için bütün sözler yalancı değilmi? Şakı konuşma artık!*

Ah sonrasızlık için nasıl yanıp tutuşmam ,evliliğin o halkalar halkası için, o yeniden geliş halkası? Çocuklarımın anası olacak kadını daha bulamadım, meğerki bu sevdiğim kadın ola çünkü seni seviyorum ey sonrasızlık!
Çünkü seni seviyorum ey sonrasızlık... **

Kim ısıtır, kim sever beni daha? sıçak eller uzatın,
Köz gibi yanan yürekler verin bana! Uzanmış, titrer,
Ayakları ısıtılan bir yarı ölü tıpkı ve ah sarsılır bilinmez ateşlerle,
Ürperir keskin,buzdan oklarla, Peşini bırakmazsın ey düşünce!
Dile gelmeyen saklı korkunç! Ey bulutlar ardındaki  avcı!
Senin yıldırımınla çarpılmış, Ey karanlıktan beni seyreden alaycı göz:- yatarım böyle, eyile büküle kıvranırım
Sonu gelmez acılarla, Sen vurdun beni Ey amansız avcı, Ey bilinmeyen Tanrı
Vur daha derin! Vur bir daha! Deş bu yüreği , parçala! Bu işkencede nesi
Körlenmiş oklarla böyle? Ne diye bakarsın yine İnsan acısına doymadan,
Kötülük düşkünü, Tanrısal- şimşek- gözlerle? Öldürmek istemezsin,
İşkence hep işkence demek? Peki neden bana işkence
Ey kötülük düşkünü bilinmeyen Tanrı?- Ha! Sokuluyorsun musun ne?
Bu gece yarısı- Nedir istediğin? konuşsana! Sıkıştırıyor bastırıyorsun beni-
Ha ammada yaklaştın Çekil Çekil! Soluğumu dinliyorsun, Yüreğimi dinliyorsun, kıskanç Nedir kıskandığın? Çekil Çekil! Girmekmi istersin yüreğe En gizli düşüncelerime dek: Tırmanmak mı? Utanmaz bilinmeyen hırsız! Nedir çalmak istediğin? Nedir dinlemekten beklediğin
Nedir işkenceden beklediğin? Ey işkence eden! Ey cellat tanrı!
Yoksa köpek gibi, yuvarlanayımmı önünde? Tutkun, kendinden geçmiş
Kuyrukmu sallayayım sana? Boşuna! saplan daha En amansız diken ey En gururlu tutsağın, Ey bulutlar ardındaki haydut, Konuş artık!
Ne istersin ey yol kesen benden? Ey şimşeğe bürünen Ey bilinmeyen Tanrı
Ne? kurtulmalıkmı? Çok iste,- böyle der gururum!
Hem kısa kes,- böyle der öbür gururum! Ha Ha!- Beni mi -beni mi istiyorsun?
Ha ha! Bana işkence mi ediyorsun, seni budala seni, Gururumu kırıyorsun ha
Bana SEVGİ verin, - kim ısıtır beni daha? Kim sever beni daha?-
Sıcak eller uzatın, Bana en yanlıza - Buz, ah yedi kat buz
Düşman özlemeyi öğretti bana, Düşman ya!-
Ver, sun bana, Ey amansızdüşman ey -KENDİNİ-
Gitti!- Kendi kaçtı, Son ve biricik yoldaşım, Büyük düşmanım,
Benim bilinmeyen- Benim cellat Tanrım! Hayır!- Gel geri Bütün İşkencelerinle

Dön, ah,-Son yalnıza! SANA Akar göz yaşlarım Irmaklarca hep! Yüreğimin son yalımı- SANA PARLAR! Ah, Gel Geri,- Benim BilinmeyenTanrım! AĞRIM Benim!- Son MUTLULUĞUM Ey.****** 

11 Temmuz 2013 Perşembe




HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR..MUTLAKA OKUYUN..!!





















 











Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış?
Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış.

"bu gençliğin sırrı nedir" diye.
İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.

Ama sorular sık ve soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca
herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.
"Bu davette size sırrımı açıklayacağım" demiş.

Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.

Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.

Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.

"Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!.."

Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş.

Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da :

" Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka
getirir misin bir zahmet" demiş.

Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş.

"Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin" demiş.
Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış .

Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş.

"Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??" Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış..

"Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!"
Dedecik gülmüş.
"Efendiler" demiş
"O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu. Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne
taşıtttırıyorsun bana defalarca.) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum."

"Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor
duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız. Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız. İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız."
demiş.

Hayatınız seçtiğiniz kadındır..

Zevkli bir kadına rastlarsanız,ZEVKİNİZ,
bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ,
zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.

Hayat kat kattır.

Babil'in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.

Ve bugün durduğunuz teras , seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.

Hayatınız seçtiğiniz kadındır.

9 Temmuz 2013 Salı

aldatmak



                        sevdiğinize sahip çıkın onu dinleyin özel olduğunu hissettirin 
                           sevin giden gittikten sonra kıymet vermeniz özlemeniz 
                      yanmanız nafile sevdiğinize sıkıca sarılın kaybetmekten korkun



bir insan aldatmayı kafasına koyduğunda aldatmış demektir 
ve bu bir baslangıçtır bir kere aldatmaya görsün ardı arkası kesilmez artık
aslında aldatan aldanıyor kendini kandırıyor aldatılan da biliyor aldatıldığını
 ama aldatan aslı aldanan kişinin ta kendisidir o aslında kendini aldatma 
vürüsünü almıştır artık içinde güvensizlik kişilik çatışmaları 
çatırdamaya başlamıştır O ve ONUN GİBİLERE HAYIRLI YOLCULUKLAR :))))))